Umre ibadeti

ibadeti

Başkanı Sayın Mehmet Görmez’in ifade ettiği gibi, umre bir ibadettir. Onu inanç turizmine döndürmemek lâzımdır. Zira niyetler altını bakıra, kömürü elmasa çeviren sırlı hakikatlerdir.
Geçen sene 5 Nisan’da gittiğimiz umre ibadetini, Cenâb-ı Hak lütuf ve keremiyle bu sene de nasip etti, elhamdülillah. Yeni Asya’nın Rin Tour işbirliğiyle gerçekleştirdiği bu programda Ankara, İstanbul, İzmir, İzmit ve Tekirdağ gibi muhtelif illerden ailece katılan Nur Talebeleri vardı. Gazetemiz İmtiyaz Sahibi Mehmet Kutlular ve Genel Müdürümüz Recep Taşcı’nın katılımı da ayrı bir güzellik kattı. Diğer grupların aynı firma altında birlikte umre yapması, çok farklı illerden gelenlerle tanışma ve kaynaşmaya vesile oldu.
31 Ocak 2013 Perşembe günü Esenboğa Havaalanı’ndan bir uçak dolusu umreci ile havalandık. İhrama girme durumumuz yoktu. Zira doğrudan Medine-i Münevvere’ye inecektik. Üç saatlik bir uçuştan sonra Medine Havaalanındayız. Gece saat on civarında, önceden plânlandığı üzere otelimize yerleştik. Ertesi günü Cuma idi. Sabah namazına topluca Ravza-i Mutahhara’ya gittik. Bizden tek tek veya topluca selâm gönderen dostlarımızın selâmlarını Kâinatın Efendisi Sevgili Peygamberimize (asm) ilettik. Cuma namazında Ravza’nın dört bir tarafındaki dış avluları dahi cemaatle doluydu. Türkiye’den muhtelif şirketler ve Diyanet aracılığıyla gelen Türklerin çokluğu dikkat çekiyordu.
Medine’de kaldığımız dört gün boyunca bütün namazlarımızı, Resûlullah’ın (asm) yattığı Ravza-i Mutahhara Mescidinde kılmaya özen gösterdik. Zira hadis-i şerife göre orada kılınan bir vakit namaz, Kâbe hariç, başka yerde kılınan bin vakit namaz gibi sevaplıydı.
Cumartesi günü Uhud, Hendek gibi mekânları, Kıbleteyn ve Kuba Mescitlerini ziyaret ettik. Hususan Kuba Mescidinde kılınan iki rekât namazın, hadis-i şerifte bir umre sevabına denk olduğunun bildirilmesi, bu ziyareti daha bir önemli hale getiriyordu.
Pazar sabahı şirket tarafından bir hurma bahçesine götürüldük. Okunan aşirler, ilâhiler ve sohbetlerle değerlenen program bitiminde, çok farklı çeşitleri bulunan hurma alış verişinde bulunduk.
Pazartesi günü otelimizde ihramlarımızı giyerek üç otobüs dolusu umreci ile Mikat mahalli olan ve Medine’nin on kilometre dışında bulunan Zülhuleyfe Mescidine gittik. Umreye niyet edip, iki rekât ihram namazı kılarak telbiyeler getirdik. Böylece ihram yasakları da başlamış oldu. Tekrar otobüslere binerek Mekke’ye doğru hareket ettik. Beş buçuk saat süren bir yolculuktan sonra 450 kilometrelik yol nihayete erdi. Otelimize yerleştikten sonra, yemek ve yatsı namazını müteakip, grup halinde Beytullah’a geçtik. Kalplerimiz heyecan içindeydi. Kâbe-i Muazzama’yı ilk gördüğümüz anda İmam-ı Azam’ın öğrettiği “Ya Rab! Şimdiye kadar yaptığım ve bundan sonra yapacağım hakkımda hayırlı olan bütün duâlarımı kabul eyle” diyerek diğer duâlarımızı sıraladık. Yedi şavttan ibaret olan tavafımızı tamamladıktan, Safa ve Merve arasındaki sa’yimizi yapıp, tıraş olduktan sonra ihram yasakları bitti. Sabah namazımızı da eda ettikten sonra otelimize döndük. Bir parça istirahattan sonra tekrar Kâbe-i Muazzama’dayız. Salı ve Çarşamba günlerimiz hep hısım akraba, eş ve dostlarımıza tavaflarla geçti.
Perşembe günü, Mekke’ye 25 kilometre mesafede Mikat mahalli olan Hudeybiye Mescidine gittik. Bu sefer Yeni Asya grubu olarak bir otobüs gitmiştik. Umre için niyet, ihram namazı ve telbiyelerden sonra, otobüste Hudeybiye Analaşması ile ilgili tarihî bilgiler vererek Kâbe-i Muazzama’ya gelip tavaf, sa’y ve tıraştan sonra ihramdan çıktık. Herkes bir başkasını niyet ederek bu umre ibadetini gerçekleştirmişti. Ben de çok genç yaşta bâki âlemlere göçen ve hafız olan merhum babamı niyet etmiştim.
Bu sene hem Medine-i Münevvere’de hem de Mekke-i Mükerreme’de umreye gelen insanların aşırı derecede çokluğu dikkat çekiyordu. Türkiye’den bu ilk umre ibadetine iki yüz bin kişinin katıldığını öğrendim. Toplamda ise beş yüz bini bulacakmış. Hacca yazılıp kur’ada çıkmayanlar umreye ağırlık vermişlerdi. Cuma namazında Beytullah’a girmek mümkün olmadı. Avluda kılmak durumunda kaldık. Cuma, Cumartesi ve Pazar günleri vaktimiz hep tavaflarla geçti.
Pazartesi günü, bu sefer başka bir Mikat mahalli olan yirmi beş kilometre mesafedeki Cirane Mescidine yine Yeni Asya grubu olarak bir otobüsle gittik. Üçüncü umreye merhum dedem için niyet, ihram namazı ve telbiyelerden sonra, tekrar Kâbe’nin etrafında tavaf, sa’y ve tıraşı müteakip ihramdan çıktık.
Salı ve Çarşamba günlerimiz yine namaz ve tavaflarla geçti. Bütün namazlarımızı Kâbe’de kılmayı Allah nasip etti. Zira orada kılınan bir vakit namaz, başka yerde kılınan yüz bin vakit namaz gibiydi. Çarşamba akşamı veda tavafımızı yaptık ve seneye tekrar gelebilmek için duâlar ettik.
Perşembe günü gittiğimiz kutsal topraklardan, on beş gün sonra yine bir Perşembe günü Cidde Havaalanından hareket ederek Ankara’ya döndük. Cenâb-ı Hak gidenlere tekrar, gidemeyenlere de en kısa zamanda gitmek nasip etsin inşallah, âmin.
PAYLAŞ

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir