Umre yolcularına tavsiyeler

Son yıllarda umreye gidenlerin sayısı artıyor. Ancak umrenin bir ibadet olduğu gerçeği zaman zaman unutuluyor.

Mescitlerdeki dünyevi konuşmalar, tavaf sırasında yapılan sosyal medya paylaşımları ya da alışverişler bizi farkında olmadan umrenin manevi atmosferinden uzaklaştırabiliyor.

Son yıllarda ülkemizde ibadetine teveccüh giderek artıyor. On binler bu ibadeti yapabilmek için adeta birbiriyle yarışıyor. Bu yılın mevsimi geçtiğimiz günlerde başladı. Şu ana kadar 70 bin kişi kutsal topraklara gidebilmek için kayıt yaptırdı. Bu sayının yıl sonuna kadar artacağı malum.

Bazı ünlü isimlerin son yıllarda umreye gitmesiyle bu ibadetin moda olduğu yorumları yapılsa da ziyaretin her şeyden önce bir ibadet olduğu unutulmamalı. Umre, gezi değil belli rükünleri olan ve manevi kazancı bol bir ibadet. Bu ibadetin manasına tam olarak varamazsak seyahatimiz yorgunluktan ve yanımızda getirdiğimiz birkaç hediyeden ibaret kalabilir.

Alışverişte çokça vakit geçirmek, gündelik hayatımızda kullandığımız akıllı telefonları kullanmak, gereksiz sohbetlerle vakit öldürmek kısıtlı olan zamanımızı boşa geçirmemize neden olabilir. Oysa ki Mekke’de bulunulan süre içinde bolca tavaf etmek, namaz kılmak, tefekkür etmek, dua edip af ve mağfiret dilemek, Medine’de iken Peygamber (sas) huzurunda salât ü selamlarla bir anı dahi boş geçirmemek gerekiyor. Bu metafizik gerilime girmek için seyahate çıkmadan kendimizi hazırlamalıyız. Kutsal topraklara neden gittiğimizin farkına varmalıyız. Umre esnasında bu ibadetin ruhuna uymayan durumları ve çıkış yollarını özetlemeye çalıştık…

Ne yapılacağı bilinmeli

Kutsal topraklara neden gidildiğinin, bu ibadetin neden yapıldığının farkında olmak çok önemli. Bunun için tur şirketlerinin seyahat öncesinde dağıttığı umre rehberlerini iyi okumak gerekiyor. Bu ibadetin rükünlarını doğru ve tam olarak yerine getirebilmek için umre öncesinde verilen seminerlere de katılmakta fayda var. Zira kutsal topraklarda bazen grubunuzdan kopabilir, tek başınıza kalabilirsiniz. O anda ne yapacağınızı bilmelisiniz ki, ibadetiniz noksan kalmasın. Yoksa “Tavafa nereden başlayacaktım? Safa ile Merve arasında kaç kez gidip gelecektim? Saçımın ne kadarını kesecektim, tavaf namazımı nerede kılacaktım?” gibi sorularla vaktinizi geçirirsiniz. Bunun dışında bol bol Kur’an okuyup salavat getirerek, tefekkür ederek ruhumuzu seyahat öncesi beslememiz gerekiyor. İbadetimizi huşu içinde yapmamız için bu oldukça önemli.

Hak’la olmak için halkla irtibatı kesin

Günlük hayattaki teknoloji düşkünlüğümüz, maalesef kutsal topraklarda da devam ediyor. Özellikle akıllı telefon kullanımı, diğer ziyaretçileri rahatsız edecek boyuta ulaşabiliyor. Tavaf sırasında çekilmeye çalışılan resim ve videolar çoğu zaman sıkıntıya sebep oluyor. Bu konuda en kritik nokta ise fotoğraf çekimi, Twitter ve Facebook gibi uygulamalarla çok vakit harcanması. “Kâbe’yi gördüm, kendimi acayip hissettim, Hacer-i Esved’de izdiham var, ilk tavafı bitirdim.” gibi mesaj atanlar yok değil. Umreye mümkünse aramaya ve aranmaya yarayan basit bir telefonla gidin. Bu telefonu sadece birlikte olduğunuz kişilerle irtibat ya da Türkiye’deki yakınlarınıza sağ salim yerinize ulaştığınızı bildirmek için kullanın. Beş-on gün kimseyle konuşmasanız, tweet atmasanız da olur.

Rıza alın, selam getirin

Umrede insanlara en çok vakit kaybettirenlerin başında alışveriş geliyor. Daha kutsal topraklara varmadan başlayan alışveriş düşüncesi orada had safhaya ulaşıyor. Özellikle son yıllarda umrecilerin elektronik eşya ve akıllı telefon almak için epey vakit geçirdiği herkesin malumu. Öncelikle kutsal topraklardan getirilecek en büyük hediyelerin manevi hediyeler olduğunu bilerek oraya gitmek gerekiyor. Bunun dışında da hurma ve zemzemin yerini hiçbir şeyin tutmayacağını da söyleyebiliriz. İlla ki başka hediyeler alınacaksa Türkiye’den gitmeden bir liste yapılmalı ve kime ne alınacağı kesin olarak bilinmeli. Fiyatlar hemen hemen aynı. O yüzden bir ya da iki dükkâna uğrayarak vakit kaybetmeden listenizi tamamlayabilirsiniz. Büyük şair Muhammed İkbal’in deyimiyle oradan dönüşte yanımızda getirmeyi düşüneceğimiz öncelikli şeyler Allah’ın rızası ve Peygamber Efendimiz’in selamı olacaktır.

Anahtar kelime: Sabır

Umre ibadetiniz boyunca kendimize rehber edineceğiniz kelime, sabır. Zira başından son anına kadar sabır gerekiyor. İbadetiniz ancak bu kelimeyle olgunlaşıp makbul hale gelecektir. Çünkü ilk andan itibaren birçok zorluk yaşayabilirsiniz. Örneğin tavaf esnasında biri sizi kasıtlı olmasa da ittirebilir. Kâbe’nin içinde namaz kılarken başınızın ya da elinizin üstüne biri istemeden basabilir. Ya da kalabalık içinde ezilme tehlikesi geçirebilirsiniz. Namaz kılarken sıkıntı yaşayabilirsiniz. Kısacası bu ibadet süresince yaşayacağınız her türlü zorluğun bir imtihan olduğunu kabul edip sabretmelisiniz.

Açlıktan ölmezsiniz

Umreye gidenlerin çoğu yemeklerden şikâyet ediyor. Otellerde çıkan yemeklerin bizim damak tadımıza pek uygun olduğu söylenemez. Ayrıca dışarıda satılan birçok yemeğin hijyen konusunda yeterli olmadığı da herkesin malumu. Bu durum, umrecileri yemek keşfine yöneltiyor. Ancak bu yöneliş hem zaman kaybına hem de dikkatin dağılmasına sebep oluyor. Aslında bu durumu basit seçimlerle aşabilirsiniz. Sıklıkla bulabileceğiniz muz gibi meyvelerle açlığınızı yatıştırabilirsiniz. Her şeyden önce orada zemzem gibi bir nimetin olduğunu da unutmayın. Bol bol zemzem için. Sizi susuzluktan da açlıktan da korur. Ayrıca Mescid-i Haram’da günün belli saatlerinde dağıtılan hurmalarla da açlığınızı bastırabilirsiniz. Öte yandan orada kısıtlı bir süre bulunduğunuzu düşünüp bu sürede hiç yemek yemeseniz bile açlıktan ölmeyeceğinizin de farkında olmalısınız.

Metafizik gerilimi zamana yayın

Kutsal topraklar, manevî duyguların en zirvede olduğu mekânlar şüphesiz. Ancak bu duyguları umre ibadetinin her anına yaymak gerekiyor. Maalesef ilk günün ardından bu durum yerini giderek rutine bırakabiliyor. Yeni tanışıklıklar vesilesiyle oluşan sohbet ortamları, izlenen lig maçları ve uzayan geziler, sizi bu atmosferden uzaklaştırabilir. Peygamber Efendimiz (sas), Mescid-i Haram’da kılınan bir rekat namazın başka bir yerde kılınan yüz bin rekat namaza, Mescid-i Nebevi’de kılınan bir rekat namazın da başka yerde kılınan on bin rekat namaza bedel olduğunu buyuruyor. Bu yüzden hiçbir vakit namazını kaçırmamak ve bu mekânlarda kılmak gerekiyor. Her vakti de cemaatle birlikte kılmak en hayırlısı. Namaz vakitleri haricinde de mümkün mertebe mescitlerde bulunmaya gayret edin. Konuşmak ya da boş vakit geçirmek yerine bol bol namaz ve dua ile vaktinizi geçirmeye çalışın. Zira Kâbe’yi seyretmek bile manevi dünyanıza büyük kazançlar sağlayacak.

Dünyayı dışarıda bırakın

Umre sırasında yapılan en büyük yanlışlardan biri de mescitlerde dünyayla ilgili konuların konuşulması. Her on umreciden yaklaşık altısının Türkiye’den geldiğini düşünürsek memleketten birine rastlamak mümkün. Selam ve nerelisin ile başlayan muhabbetler, siyaset, alışveriş, maç sonuçlarına kadar uzuyor. Bu kısıtlı vakit daha çok dua, zikir ve tefekkür ile geçirilmeli.
Bunlara da dikkat edelim

Bugünlerde Kâbe’de inşaat olduğundan zaman zaman toza maruz kalabiliyorsunuz. Bu yüzden çantanızda maske bulundurmakta fayda var.

Otellerdeki hizmet anlayışı ülkemizdeki kadar gelişmiş olmadığından herhangi bir eksiklik gördüğünüzde mutlaka giderilmesini isteyin.

Sağlığınızla ilgili bir sıkıntı yaşarsanız Diyanet’in sağlık birimine başvurabilirsiniz.

İletişim için ekonomik olan ve her yerde bulabileceğiniz al-kullan-at kontörlü hatlardan alabilirsiniz. Ya da yola çıkmadan önce Türkiye’deki umre kampanyası bulunan operatörlere kayıt yaptırabilirsiniz.

Türk Lirası’nı istediğiniz her yerde bozdurabilir ya da Türk Lirası’yla alışveriş yapabilirsiniz. Her ihtimale karşı yanınızda bir miktar dolar bulundurmakta fayda var.

Erkek umreciler ihram seçiminde dikkat etmeli. Çok kalın ve ağır ihram havlularının sıkıntı çıkarabileceğini bilmelisiniz. İçinizi göstermeyen hafif bir ihram size kolaylık sağlayacak.

Etiketler:, , , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir