‘Allahım bir daha hacca gelmemi nasip etme’

Nursel Tozkoparan’ın röportajı

Kibir ve gururun zerresi yok, doğal, olduğu gibi .

Kendini bilen, yeteneklerinin farkında olan, olduğundan başka türlü görünmeyen ve göstermeye de çalışmayan, biri Abidin…

Bu kadar popüler bir iş yapıp, nasıl oluyor da bu kadar benlik duygusundan uzak, sade bir hayat yaşayabiliyor.

Merak ettim. Stüdyosunun kapısını çaldım. E tabi randevu alarak…
 Kendileri gibi ikram ettikleri çay da sıcacık ve mis gibiydi.

 Tam ilk sorumu soracaktım ki söylediği ilk şey siyasi ve dini mevzularda konuşmaktan hoşlanmıyorum oldu. Sohbete böyle başlayınca, hazırladığım soruların hepsini yok saydım ve sevmediği mevzudan başlamak zorunda kaldım… Sağ olsun ki hiçbir sorumu da cevapsız bırakmadı. Kendi deyimiyle uyanış sürecini ve bu süreçten sonraki hayatı çok ilgi çekiciydi.

“Uyanışa geçtikten sonra yaptığım işi sanat için değil, beni yaratan için yapmaya başladım” cümlesi sohbetimize damgasını vurdu.  
        
 Siyasi konulardan konuşulmasını neden sevmiyorsunuz?
Ağzımızdan çıkanı insanlar anlayamıyor da o yüzden. Başımızdaki insanlardan da belli olmuyor mu? Mesela adam “teröristin de bir gururu olması lazım, arkadan sıkmaması lazım” diyor. Ama “arkadan sıkmaması lazımı” kaldırıyorlar, “teröristin gururu olur muymuş” diye yazıyorlar. Yani nasıl böyle söyler diyorlar.

 Peki, sizin bir tarafınız yok mu?
Şükür ki var. Allah’ın tarafıyım, Kitabın tarafındayım, doğrunun tarafındayım.

Nedir sizi bu kadar rahatsız eden?
Beni en çok insanların bölünmesi, herhangi bir kimliğe sokulması, din, dil, ırk ayrımcılığına sokulması, insanların görüntüsüne göre, giyimine göre, şivesine göre, aksanına göre ayrılmaları rahatsız ediyor

Bunun suçlusu şu anki iktidar mıdır?
Bu tip işleri Türkiye’de sadece Ak Parti yapmadı. Bir günahkâr arıyorsak bu sadece onun da günahı değil. Bu bir süreç. Bu ülkenin bulunduğu topraklarda hep var olan oyunlardı.

Muhalefet partilerinin de hiç sorumluluğu yok mudur?
Var tabii. Olmaz olur mu? Sen yaptırım gücünü kullanmazsan, topluma inemezsen, karşılıklı konuşamazsan, güçler dengesini bozarsan bu olanlarda iktidarın günahı varsa yüzde yüzü bu hükümetin değil, yüzde 50’si de bence muhalefetin günahı.

ALLAHTAN RAZI OLMAK, KADERİNE RIZA GÖSTERMEKTİR

Allahtan razı olmak ne demek?
Allah’tan razı olmak Allah’ın kaderine rıza göstermektir. Allah sana bir hayat sunduysa sen Allah’tan razıysan onun kaderine razı olacaksın. İsyan etmek aslında Allah’tan razı olunmadığı anlamına geliyor.

Siz siyasi konularda olduğu gibi dini konuları konuşmaktan da kaçınıyorsunuz. Dindar olmak ayıp bir şey midir?
Dindar olmak ayıp bir şey değil, dindar olmak kişiye özel bir şeydir. Kişiye özel olduğu için konuşmayı sevmiyorum. Bu gün size “ben şöyleyim, böyleyim” diye anlatırım ama yarın başka bir şekle bürünürsem, o zaman ne yapacağım. Söylediğim gibi olamazsam ne olacak? Bırak onu ben kendim yaşayayım.

KENDİMİ GÜNAHKÂR OLARAK GÖRÜYORUM

Siz kendinizi dindar olarak görüyor musunuz?
Hayır.

Neden?
Ben kendimi günahkâr olarak görüyorum. Allah’ın gözle görülemeyecek kadar incecik ipine, halatına falan değil, tutunmuş bir adam olarak görüyorum kendimi. O ip te koptu kopacak şekilde korkudan tutunmaya çalışıyorum. Çok asılırsam kopar, çok gevşek bırakırsam da kendiliğinden kopar diye düşünüyorum. O yüzden onu germiyorum ama çok da gevşek bırakmıyorum. Benim dindarlığım bu kadar.

Hacca gitmek nereden aklınıza geldi?
 Hacca gitmek hiç aklımda yoktu.

Hacca gittiğinizi söylüyor musunuz peki?
Söylemiyorum.

Neden?
Bunu söylemenin kimseye bir faydası yoktur ki.

İlk hacca gitmenizi nasıl oldu?
O sene Köyceğiz’de arkadaşım Haydar Abi ile beraberiz… Bir akşam balık ekmek yemeğe karar verdik.39 yaşındayım, fotoğrafçıyım, biliniyorum, tanınıyorum, param pulum da var. Balıkları aldık, ekmek almaya bakkala girdik. Bir abimiz ile karşılaştık, konuştuk, sohbet ettik. “Ben umredeydim, çok güzeldi oralar” bana takıldı. Ve  “seni hacca yollayayım ”. “Nasıl?” dedim.” Bayağı bildiğin hacca yollayayım seni, kontenjanlar boş şu anda memlekette kriz var” . Bu krizler de hep bana yarıyor.

Kabul ettiniz mi hemen?
“Abi ben gidemem” dedim.

HEDEFİM DAHA BÜYÜK GÜNAHLAR

Neden “gidemem” dediniz?
Çünkü daha işleyecek çok günah var. Yani hedefim daha büyük günahlar. Dur mur demeye kalmadı adam telefon açtı şirkete.” Adamın adı Zeynel, bu adama en güzel yerden otel bulun, bunun işi gücü var 9 günlük bir yer bulun” dedi kapattı telefonu. 20 gün sonra hacca gittim.

Korku ve endişe duydunuz mu?
Korku heyecan her şey vardı. Doğru düzgün sadece 5 dua biliyordum. Nasıl gideceğim, ne yapacağım hiçbir şey bilmiyordum.  Haydar abi “oğlum senin yolun açılmış, sen git. Hiçbir şeyden korkma, hiçbir şey bilmene gerek yok. Allah’la yat Allah’la kalk başka bir şey demene gerek yok ”dedi. Havaalanına gittik ama bende öyle böyle değil aşırı bir kibir de vardı.

Yine saçlarınız uzun muydu?
Uzun, belime kadar saçlarım vardı, sakallarım vardı.

İhrama girmeniz?
Havaalanında hoca “İhrama girmen lazım, niyet edeceksin, namazını kılacaksın ”dedi. Resmimi çekerler endişesi ile istemedim önce.

Resminizi çekseler ne olur, neden endişelendiniz ki?
 Olur mu, al başına bir sürü iş. Tarikatçı diyecekler, bilmem ne diyecekler bir sürü yaftalayacaklar. Neyse hocanın dediğini yaptım. İhrama girdim, namazımı kıldım. Kapıdan geçerken etrafı kolaçan edip, inşallah koridorlarda falan kimse beni böyle görmez diye dua ediyordum.

Görünmek istememenizin altında iş kaybı var mıydı?
İşin canı cehenneme bana işi o insanlar vermiyor ki. İşi bana Allah veriyor.

E o zaman?
 Benim tek korkum, Allah’la aramda yolum açılmış gidiyorum başka insanlar bilmesin. Bağırttırmayayım.

BİRŞEY YAPACAKSAN HAKKIYLA YAP, KİBİRDEN UZAK DUR

Görünmeden uçağa geçmeyi başardınız mı peki?
İhramı biliyorsunuz, üzerinizde iki havludan başka hiçbir şey yoktur. Bir çantam var, içerisinde de pasaportum, Kur’an-ı Kerimim, bir de seccadem var. Güvenlikten geçerken sürekli öttüm. “Eyvah, etraf da kalabalık, bir sürü insan var. Basın falan da vardır” diye düşünüyordum. Sonuçta 5 defa geçtim. Hiç kimse bakmayacakken bütün millet bana bakmaya başladı. En sonunda döndüm o havaalanındakilerin hepsine ”kim neyi görmek istiyorsa, kim neyi çekmek istiyorsa, kim ne yazmak istiyorsa hepsine razıyım Allah’ım. Şu anda düşünce olarak bir hata ediyorum çok özür dilerim” dedim, döndüm tekrar geçtim ve ötmedim. Bu ne? İşaret.

Bu işareti nasıl okudunuz?
Yani bir şey yapacaksan hakkıyla yap. Kibirden uzak dur, insanlardan korkma yoluna devam et mesajıydı bana. Eğer bir işe gideceksen niyetini başka şeylerle bozma.

Hac dönüşü ne yaptınız? Hayatınızda değişiklik oldu mu?
Hiçbir şey. Aynen devam ettim. 10 sene öncesine kadar zaten dinimin gerekliliklerini iyice özümsemiştim, kendime göre yorumlamıştım. Benim hayatımda hiçbir şey değişmedi. Sadece “keşke daha önce gitseymişim ”dedim. Başka ülkelerden insanlar 20-22 yaşlarında balayına geliyorlar. Hac kolay bir iş değil. Fiziki güç gerektiren hakkıyla yapılması gereken bir ibadet, dolayısıyla genç gitmek lazım o topraklara. Tadı damağımda kaldı.

ALLAHIM BANA BİR DAHA NASİP ETME BU HACI

Tekrar gittiniz mi? yaptınız mı?
Umre yapmadım, hacca da gitmedim. Özellikle orada Allah’a dua ettim “Allah’ım bana bir daha nasip etme bu haccı” diye.

Herkes tekrar tekrar gitmek ister, siz neden böyle bir dua ettiniz?
Başkalarının önünü kesmeyeyim diye. Kontenjan mevzuları olduğu için, isterim ki bu mutluluğu, bu hazzı başkaları da yaşasın. Umreye istediğin kadar git ama haccı bırakın da diğer insanlar da gitsin.

Dediniz ya 10 yıl önce dönüş yaptım. Sizi ne etkiledi?
Ben hayatım boyunca doğru yaşamaya çalıştım. Hak yememeye çalıştım. Çok önceleri belki yedim.

BİLEREK DE HAK YEDİĞİM OLDU

Bilmeden yemişsinizdir?
Yooo… Bilerek de hak yediğim oldu.

Ne yaptınız?
Bir sürü şey yaptım. Mesela arkadaş bir kızdan hoşlanıyordu gittim o kızı ben önce tavladım. Yani hayatın her şeyinden çaldım.

Ne oldu da sizin deyiminizle çalmaktan vazgeçtiniz?
Bir baktım ki benden de çalıyorlar. Sonra düşündüm ve “sen ne kadar çalarsan Zeynel, senden de çalarlar ”dedim. Bu sefer çalmayı bıraktım.

ALLAH YOLUNDAKİ İNSANLARIN UYANIK OLMALARI LAZIM

Siz de Allah’ın sevgili kuluymuşsunuz ki karşınıza hep sebepler çıkmış.  
 Allah’ın sevgili kulu olmayı çok isterim. Ama öyle olduğumu düşünmüyorum. Emin olun ki herkese bu işaretler geliyor, herkese bu mesajlar geliyor kimisi buna uyanıyor, kimisi uyanmıyor. Bir söz var ‘inanan insan uyanık olmalı ya da dindar insan uyanık olmalı’ diye. Yani Allah yolundaki insanların uyanık olmaları lazım.

Başınıza gelen her şeyi Allah’tan gelen bir mesaj olarak okuyorsunuz. Bu bilince sahip olmak da önemli.

Allah yetimleri sever. Ben de 7 yaşında yetim kaldım, onun torpili olsa gerek.

Hac dönüşünde tekrar mesleğinize devam ettiniz. Yaptığınız işte de daha çok kadınlar var. Rahatsızlık duydunuz mu?
Hiç duymadım. Hatta daha da mutluydum.

Mutluyum derken…
Düşünsenize ziyafet sofrasında oturuyorsunuz ve oruç tutuyorsunuz bundan daha güzel bir şey var mı?

Çocuklarınızı nasıl yetiştiriyorsunuz? Onlara da bu bilinci veriyor musunuz?
Onlara şimdilik doğru olmayı öğretmeye çalışıyorum. Birisi 8 yaşında birisi 4 yaşında. Cuma namazlarına götürüyorum. Dini konuda herhangi bir eğitim vermiyorum onlara.

Bilinçli mi dini eğitim vermiyorsunuz?
Evet.. Benim çocuğum ama onu bize verilen emanet olarak görüyorum. Dolayısıyla çocuklarımı kendi kalıplarıma sokmak istemiyorum. Sadece doğru ve eşit davranmaya çalışıyorum. Onlara, yaşadığım şeyleri anlatıyorum. Mesela “şurada da bana bir şey verdiler, ben de hakkını helal et dedim “diyorum. Çocuklar şaşırıyor ”ne hakkı o bize verdi” diyorlar nedenini anlatıyorum. Sadece üstün körü anlatıyorum çocukların kafasını bir şeylerle boğmaya çalışmıyorum. 

İsimleri nedir çocuklarınızın?
Birin adı “Yardım edenlerin şahı” anlamına gelen Berşah, diğerinki de Alihan.

Peki, kendinizi nasıl görüyorsunuz? Ünlülerin fotoğrafçı mı, ünlü fotoğrafçı mı?
Yıllarca bana ünlülerin fotoğrafçısı dediler.

Bundan rahatsız oldunuz mu?
Hayır olmadım. Sonra ünlü fotoğrafçı demeye başladılar. Ben ünlü fotoğrafçı olmayı çok sevmiyorum. Aslında ünlülerin fotoğrafçısı da olmak çok iyi bir şey değil ama Türkiye’de sonuçta ünlü fotoğrafçı var.

Mesela kim?
Nihat Odabaşı, Tamer Yılmaz artık ünlü birer fotoğrafçılar. Bu saatten sonra Onlara ünlülerin fotoğrafçısı diyemezsiniz.

Selfi yapıyor musunuz?
Yapıyorum tabi. Ben selfi denilen şeyi sosyal medyada 6 ay önce öğrendim, meğer kendini çekmekmiş.

Peki, ünlü olmanız nasıl oldu?
Herhangi bir şeyden olmadı. Şunu yaptım da ünlü oldum, şunun asistanıydım da ünlü oldum değil.

Ne oldu da 99-2000’li yıllarda ünlü fotoğrafçı Zeynel Abidin oldunuz?
Bilmiyorum. Çok çalıştım. Ondan önce de 25 sene var.

Büyük bir arşiviniz olmalı. Çok özel görüntüleriniz var mı?
Arşivim büyük ama öyle özel bir görüntü yok elimde.

Arşivinizi kullanmak isteyenler oluyor mu?
Tabi geçmişe dönük oluyor.

Peki, çok teşekkür ediyorum. Keyifli bir sohbetti…

NOT: Fotoğraflar için, Nihat Değirmenciye teşekkür ediyorum.

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir